Akaryakıt zamları, ağır trafik cezaları, vergi yükü, bakım ve yedek parça maliyetleri kamyoncu ve TIR’cı esnafını nefessiz bıraktı. Sektör temsilcileri, “Ülkenin bütün yükünü biz taşıyoruz ama bizim yükümüzü taşıyacak kimse yok” diyerek yetkililere sesleniyor.
Türkiye’nin görünmeyen ancak en ağır yükünü omuzlayan kamyoncu ve TIR’cı esnafı, artan maliyetler karşısında adeta can çekişiyor. Akaryakıta gelen zamlar, ağırlaştırılan trafik cezaları, vergiler, sigorta ve muayene giderleri, periyodik bakım maliyetleri, lastik ve yedek parça fiyatlarındaki artışlar derken nakliyecinin kazancı her geçen gün eriyor. Sektörde faaliyet gösteren birçok esnafın artık “kontak kapatma” noktasına geldiği ifade ediliyor.
“Biz bu ülkenin yükünü çekiyoruz”
Kamyoncu esnafının en büyük tepkilerinden biri ise sektörün sahipsiz bırakıldığı yönünde. Her sektörün kendisini temsil eden güçlü bir meslek kuruluşu, oda veya derneği bulunduğuna dikkat çeken nakliyeciler, kendilerinin ise sorunlarını Ankara’ya güçlü biçimde taşıyacak, haklarını savunacak ve çözüm için masaya yumruğunu vuracak bir yapılanmadan yoksun olduğunu düşünüyor.
Şoförler Odası’na bağlı olmalarına rağmen kamyoncu ve TIR’cı esnafının sorunlarının yeterince sahiplenilmediğini savunan sektör temsilcileri, “Biz sadece direksiyon başında değiliz. Fabrikanın hammaddesini, marketin ürününü, vatandaşın sofrasındaki ekmeği taşıyoruz. Ülkenin yükünü biz çekiyoruz. Peki bizim yükümüzü kim çekecek?” diye soruyor.
Kamyoncunun plakası neden değersizleşiyor?
Nakliye sektöründeki bir başka önemli sorun ise araçların trafikten çekilmesi ve K1 belgesi konusunda yaşanan mağduriyet. Sektör temsilcileri, taksi ve toplu taşıma esnafının araçlarını trafikten çekebilmesi veya plakasını kiraya verebilmesi konusunda daha farklı imkanlara sahip olduğunu, kamyoncu esnafının ise aynı şartlarda hareket edemediğini belirtiyor.
Kamyoncu aracını sattığında, 3 ay gibi belirli süre içerisinde yeni bir araç alamaması halinde K1 belgesinin riske girdiğini belirten esnaf, yeniden belge almak istediğinde yaklaşık 150 bin TL seviyesine ulaşan maliyetlerle karşı karşıya kalabildiğini ifade ediyor.
Esnafın talebi açık: “Araç değiştiremedi diye yıllardır kullandığı ve ekmeğini kazandığı yetki belgesi neden adeta cezaya dönüşüyor?”
“Aracımız yatıyor, borçlarımız çalışıyor”
Kamyoncu esnafının giderleri yalnızca akaryakıtla sınırlı değil. Bir aracın yolda kalması demek; bakım, lastik, motor, fren sistemi, yağ, filtre, yedek parça ve işçilik dahil ciddi bir maliyet anlamına geliyor.
Üstelik araç çalışmadığında gelir de kesiliyor. Esnafın ifadesiyle durum artık şu noktaya geldi: “Aracımız yatıyor ama borçlarımız çalışıyor.”
Mazot alınacak, vergi ödenecek, sigorta yapılacak, araç bakımdan geçirilecek, lastik değişecek, kredi taksiti ödenecek, şoförün masrafı karşılanacak… Bütün bunların karşısında nakliye ücretleri ise aynı oranda artmıyor.
Nakliye ücretleri neden gerçek maliyeti karşılamıyor?
Sektörün en büyük sorunlarından biri de taşımacılık ücretlerinin maliyet artışlarının gerisinde kalması. Nakliyeciler, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın sektörde belirlediği kuralların yanında, ülke genelinde maliyetleri dikkate alan ve esnafı koruyan uygulanabilir bir taşıma tarifesinin oluşturulmasını istiyor.
Ancak burada Türkiye ekonomisinin başka bir gerçeği ortaya çıkıyor. Nakliye maliyetleri gerçek seviyesine çıkarıldığında bunun iğneden ipliğe birçok ürünün fiyatına yansıyacağı biliniyor. Sektör temsilcilerinin iddiasına göre enflasyon yükselmesin diye nakliye sektörü adeta sübvanse ediliyor.
Başka bir ifadeyle, vatandaşın cebine doğrudan yansıyabilecek maliyet artışlarının bir bölümü kamyoncu esnafının sırtına yükleniyor. Peki bunun bedelini kim ödüyor? Kamyoncu.
“Yükü taşıyoruz, fabrikada günlerce bekliyoruz”
Nakliyecinin bir başka kanayan yarası ise yükleme ve boşaltma noktalarında yaşanan beklemeler. Kamyoncu, fabrikaya yük almaya gidiyor. Saatlerce, hatta günlerce bekliyor. Aracın çalışmadığı her saat nakliyeci için doğrudan zarar anlamına geliyor.
Mazot yanıyor, araç yıpranıyor, şoförün zamanı gidiyor, yeni bir iş alınamıyor. Üstelik çoğu zaman bu beklemenin karşılığında esnafa herhangi bir ücret ödenmediği belirtiliyor. Sektör temsilcileri bu duruma sert tepki gösteriyor: “Bizi yükü taşımaya çağıran fabrikatör, yükü boşaltmak için bizi iki gün bekletiyor. Bizim zamanımızın, mazotumuzun, aracımızın yıpranmasının bedeli yok mu?” Bu soru artık yalnızca bir esnafın değil, binlerce kamyoncu ve TIR’cının ortak sorusu haline gelmiş durumda.
“Vergimizi tam ödüyoruz, karşılığını alamıyoruz”
Kamyoncu esnafı, kayıt dışılığın ve vergi kaçakçılığının en ağır yükünü taşıyan kesimlerden biri olduğunu savunuyor.
Akaryakıt alırken vergisini ödüyor. Kazancından vergi ödüyor. Aracının sigortasını, muayenesini, bakımını yaptırıyor. Trafikte en küçük ihlalin dahi ağır cezalarla karşı karşıya kalabildiğini belirtiyor.
Buna rağmen esnaf, “Devlete karşı yükümlülüğümüzü eksiksiz yerine getiriyoruz ama devletin de bizi ayakta tutacak düzenlemeleri yapmasını istiyoruz” diyor.
Artık mesele sadece kamyoncunun meselesi değil
Kamyoncu ve TIR’cı esnafının yaşadığı kriz, yalnızca bir meslek grubunun ekonomik sorunu olarak görülmemeli.
Çünkü Türkiye’nin üretiminden ihracatına, market raflarından fabrikaların üretim bantlarına kadar her noktada nakliye sektörü var. Kamyon durursa fabrika bekler. Kamyon durursa marketin rafı boşalır.
Kamyon durursa tarım ürünü pazara ulaşamaz. Kamyon durursa ihracat yükü limana gidemez. Kısacası Türkiye’nin damarlarında dolaşan ekonomik hayatın önemli bir bölümü kamyonların tekerlekleri üzerinde dönüyor.
“Bizi yaşatın ki Türkiye yürüsün”
Kamyoncu esnafının talebi ayrıcalık değil. İstediği; emeğinin karşılığını alabileceği, maliyetlerini karşılayabileceği, kuralların sürdürülebilir ve adil olduğu bir çalışma düzeni.
Sektör temsilcileri; K1 belgesi konusunda yaşanan mağduriyetlerin giderilmesini, trafikten çekilen araçlar konusunda kamyoncu esnafına da makul imkanlar sağlanmasını, yükleme-boşaltma beklemelerinin ücretlendirilmesini, taşıma maliyetlerini dikkate alan gerçekçi bir tarife oluşturulmasını ve sektörün güçlü biçimde temsil edilmesini istiyor.
Çünkü mesele artık birkaç bin liralık bir zam meselesi değil. Mesele, ekmeğini direksiyon başında kazanan yüz binlerce insanın ayakta kalıp kalamayacağı meselesi. Kamyoncu esnafının sesi bugün tek bir cümlede birleşiyor: “Biz ülkenin yükünü taşımaktan kaçmıyoruz. Yeter ki bizim yükümüzü de görün.”
Şimdi gözler Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlarda. Kamyoncu esnafı soruyor: Ülkenin yükünü taşıyan bu insanlar daha ne kadar kendi yükünün altında ezilecek? Bu haksızlığa kim dur diyecek?
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz