ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırım hamlesi, yalnızca Tahran yönetimini değil, küresel ekonomiyi de ciddi bir riskle karşı karşıya bırakıyor. Petrol gelirlerini ve İran’ın uluslararası ticaret bağlantılarını hedef alan yeni ekonomik yaptırım paketi, enerji arzı ve dünya ticareti üzerindeki baskıyı artırdı.
Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin büyük ölçüde azalmasıyla enerji piyasalarında sert dalgalanmalar yaşanırken, çatışmanın uzun sürmesi halinde küresel ekonomik büyümenin yüzde 1,3’e kadar gerileyebileceği öngörülüyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, yaklaşık 120 trilyon dolarlık dünya ekonomisinde 2 trilyon dolara yakın üretim kaybı yaşanabileceği belirtiliyor.
ABD’DEN İRAN’A EŞİ GÖRÜLMEMİŞ FİNANSAL BASKI
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington’ın hazırladığı yaptırım paketinin kapsamına dikkat çekerek, bunun bir ülkeye karşı şimdiye kadar uygulanan en büyük finansal saldırılardan biri olduğunu savundu.
Bessent, İran’la ekonomik bağlarını koparan ülkelerin küresel sermayeye erişim açısından avantaj elde edeceğini ifade etti.
Tahran yönetimi ise Washington’ın hamlesine sert bir karşılık verdi. İran, yaptırımlara destek veren ülkeleri düşman olarak değerlendireceğini ve bu ülkelerin ekonomik çıkarlarını hedef alabilecek adımlar atacağını açıkladı.
HÜRMÜZ’DE GEMİ TRAFİĞİ YÜZDE 90 GERİLEDİ
Krizin küresel ekonomi açısından en kritik noktalarından biri Hürmüz Boğazı oldu. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolunda gemi geçişleri, 21 Ağustos haftasında çatışma öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 90 azaldı.
ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre 24 Ağustos hafta sonunda boğazdan sadece 17 gemi geçiş yaptı. Pazar günü ise bu sayı dört gemiye kadar geriledi.
Hürmüz’deki hareketliliğin dramatik biçimde azalması, enerji piyasalarında da doğrudan karşılık buldu. Brent petrolün varil fiyatı 92,90 dolara yükselirken, petrol fiyatındaki artış savaşın başladığı 28 Şubat’a göre yaklaşık yüzde 25 seviyesine ulaştı.
Asıl baskı ise rafine petrol ürünlerinde ortaya çıktı. Ortadoğu’da günlük 9,6 milyon varillik rafineri kapasitesinin yüzde 20’den fazlasının devre dışı kalması, başta Avrupa ve ABD olmak üzere birçok pazarda akaryakıt fiyatlarını yukarı çekti. Avrupa’da dizel fiyatları yüzde 70’in üzerinde artarken, ABD’de benzin fiyatlarındaki yükseliş yüzde 60’a ulaştı.
KRİZİN FATURASI PETROLLE SINIRLI KALMIYOR
İran ile doğrudan ticari ilişkileri sınırlı olan Avrupa ülkeleri, yaptırımların doğrudan etkisinden çok enerji maliyetlerindeki yükselişten etkileniyor.
Dizel fiyatlarındaki sert artış, taşımacılıktan sanayi üretimine kadar çok sayıda sektörde maliyetleri artırıyor. Avrupa’da enflasyonun yüzde 2,9 seviyesine yükselmesi ise Avrupa Merkez Bankası’nın para politikası üzerindeki baskıyı artırıyor.
Hindistan da yükselen petrol fiyatlarından ciddi biçimde etkileniyor. Dünyanın önde gelen enerji ithalatçılarından olan ülkenin artan petrol faturası cari açığı büyütürken, Hindistan rupisi üzerindeki baskıyı da artırıyor.
Japonya ve Güney Kore açısından ise sorun yalnızca fiyat artışı değil. Körfez bölgesinden gelen petrol ve enerji kaynaklarına yüksek bağımlılık, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintilerin enerji arz güvenliği açısından önemli bir tehdide dönüşmesine neden oluyor.
İRAN KRİZİ ÇİN-ABD GERİLİMİNE DÖNÜŞEBİLİR
Körfez ülkeleri yüksek petrol fiyatlarından kısa vadede ek gelir elde etse de savaş nedeniyle yükselen sigorta primleri ve lojistik maliyetleri bu kazançların önemli bölümünü azaltıyor.
Washington’ın ekonomik baskısında İran’ın yanı sıra Çin de kritik bir konumda bulunuyor. İran petrolünün en büyük müşterilerinden biri olan Çin’in ABD yaptırımlarına katılmaması halinde, Washington’ın Çin merkezli rafineriler, bankalar ve deniz taşımacılığı şirketlerine yönelik ikincil yaptırımları gündeme getirebileceği değerlendiriliyor.
Böyle bir adım, İran merkezli krizi çok daha geniş bir ekonomik çatışmaya dönüştürebilir. ABD ile Çin arasında yeni bir yaptırım ve karşı yaptırım sürecinin başlaması, enerji piyasalarının yanı sıra küresel ticaret, finans ve üretim zincirleri üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabilir.
Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin yeniden normale dönmemesi ve çatışmanın uzaması halinde, İran’a yönelik ekonomik savaşın etkisinin bölgesel sınırları aşarak küresel büyümeyi ve enerji güvenliğini doğrudan tehdit eden daha büyük bir ekonomik krize dönüşme riski bulunuyor.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz