Aziz Dağtekin Yazdı
Bir yanlışlık var bu işte…
Hem de öyle böyle değil.
“Arınacağız” diyorlar.
İyi de insan önce aynaya bakmaz mı?
Bir bakıyorsunuz Zeydan Karalar Altın Koza Film Festivali’nde sahnede.
Işıklar yanıyor, ödüller veriliyor, alkışlar yükseliyor.
Bir bakıyorsunuz köy köy, kahve kahve, mahalle mahalle geziliyor.
Bir başka gün Mersin’de hakkında yolsuzluk iddiaları nedeniyle soruşturma yürütülen Vahap Seçer’e destek amacıyla kürsüye çıkılıyor.
Sonra dönüp “arınma”dan söz ediliyor.
İyi de…
Bu mudur arınmak?
Bir tarafta mahkeme kararlarıyla gündeme gelen bir siyasi aktör…
Öte tarafta soruşturma konusu olan bir başka belediye başkanına siyasi destek…
Sonra da “temizlik”, “arınma”, “hesaplaşma” nutukları…
İnsan ister istemez soruyor:
Arınacaksanız arının.
Ama önce kendi kapınızın önünden başlayın.
Çünkü siyaset, başkasına tutulmuş projektörle değil, gerektiğinde kendine çevrilen ışıkla temizlenir.
Başkasının hesabını sormak kolaydır.
Zor olan, kendi mahallene de aynı cesaretle bakabilmektir.
Festivalde sahne…
Köyde kahve…
Mahallede kürsü…
Peki yüzleşme nerede?
Peki hesap verme nerede?
Millet artık slogan değil, samimiyet görmek istiyor.
Çünkü arınma, başkasını işaret etmek değildir.
Önce aynaya bakmaktır.
Yoksa bunun adı arınma değil…
Vitrin temizliğidir.
Ve kusura bakmayın:
Yüzsüzlüğün bu kadarına da pes doğrusu!
Şimdi adam olana sormazlar mı:
Arınma buysa, yüzleşme nerede?
Sözün bittiği yerde ise geriye tek kelime kalıyor:
İBRET!
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz