ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Japon yenindeki sert hareketleri sınırlamak amacıyla gerçekleştirilen döviz piyasası müdahalesinin ayrıntılarını açıkladı. Bessent, ABD Hazine Bakanlığı’nın müdahalede mevcut Kur İstikrar Fonu kapsamındaki döviz varlıklarını yen ile takas ettiğini, Japonya’ya herhangi bir kredi verilmediğini bildirdi.
Bessent, Senatör Elizabeth Warren’ın 13 Ağustos’ta kendisine gönderdiği ve müdahaleyi eleştiren mektuba sosyal medya hesabından yayımladığı yanıtla karşılık verdi.
ABD Hazine Bakanı, Warren’ı döviz piyasalarının işleyişi konusunda “temel finansal okuryazarlıktan yoksun olmakla” suçladı.
Bessent, yanıt mektubunda ABD Hazinesi’nin müdahale sırasında mevcut döviz varlıklarını yen ile değiştirdiğini belirterek, işlem için Kongre’den yeni bir bütçe veya ödenek alınmadığını vurguladı. Japonya’ya herhangi bir kredi açılmadığının da altını çizdi.
JAPONYA’NIN ABD HAZİNESİNE BORCU YOK
Bessent, Japonya’nın ABD Hazinesi’ne herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, dolayısıyla müdahale kapsamında Japonya’nın ABD’ye geri ödemesi gereken bir kredi oluşmadığını ifade etti.
Warren’ın, Japonya’daki ekonomik ve finansal sorunların önlenmesinin ABD açısından sağlayacağı faydanın açık olmadığını savunduğunu aktaran Bessent, Japonya’nın ABD Hazine tahvillerinin önemli bir bölümünü elinde tuttuğuna dikkat çekti.
Bessent ayrıca Japonya’nın ABD açısından önemli bir ticaret ortağı ve müttefik olduğunu hatırlattı.
“DÜZENSİZ YEN PİYASASI KÜRESEL RİSK OLUŞTURABİLİR”
ABD Hazine Bakanı, yen piyasalarındaki aşırı ve düzensiz hareketlerin yalnızca Japonya’yı ilgilendiren bir sorun olmadığını savundu.
Bessent’e göre yen piyasasındaki sert dalgalanmalar, küresel finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açabilecek zorunlu pozisyon kapatmaları tetikleyebilir. Bunun da zamanla ABD’deki hanehalkı ve işletmelerin borçlanma maliyetlerini yükseltebileceği belirtildi.
Bessent, benzer bir yaklaşımın Arjantin’de yaşanan kısa vadeli likidite sorununda da uygulandığını hatırlattı. ABD Hazinesi’nin burada da Kur İstikrar Fonu’nu kullanarak krizin daha geniş çaplı bölgesel bir finansal probleme dönüşmesini önlemeye çalıştığını ifade etti.
Bessent, krizlerin ortaya çıkmadan engellenmesinin en doğru yaklaşım olduğunu savunarak, önlenebilir finansal krizlerin engellenmesini hükümetin başarısızlığı olarak değerlendiren yaklaşımları eleştirdi.
ABD VE JAPONYA KOORDİNELİ HAREKET ETTİ
ABD ve Japonya, yenin sert hareketlerinin ardından döviz piyasasında koordineli müdahalede bulunulduğunu doğruladı.
Bessent, 31 Temmuz’da gerçekleştirilen ortak müdahalelerin yen piyasasındaki düzensiz hareketlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olduğunu belirtti. Gerektiğinde ABD ve Japonya’nın yeni ortak müdahaleler gerçekleştirmeye hazır olduğunu da ifade etti.
Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama da ABD Hazine Bakanlığı ile koordinasyon içerisinde yen alımı gerçekleştirildiğini açıklamıştı.
JAPONYA’DAN REKOR MİKTARDA MÜDAHALE
Japonya’nın yenin değer kaybını sınırlamak için piyasaya yaptığı müdahalenin mali boyutu da ortaya çıktı.
Japonya Maliye Bakanlığı verilerine göre hükümet, 30 Temmuz ile 26 Ağustos arasındaki dönemde yenin değerini desteklemek amacıyla toplam 15,4 trilyon yen, yani yaklaşık 96,4 milyar dolar tutarında müdahalede bulundu.
Söz konusu miktar, yaklaşık bir aylık dönem içerisinde gerçekleştirilen döviz müdahaleleri açısından bugüne kadarki en yüksek tutar olarak kayıtlara geçti.
Yenin yaklaşık 40 yılın en düşük seviyelerine gerilemesinin ardından gerçekleştirilen müdahale, Tokyo yönetiminin para birimindeki değer kaybını sınırlamak için ne ölçüde büyük bir finansal güç kullandığını ortaya koydu.
ABD ile Japonya’nın koordineli müdahalesi ise yen üzerindeki baskının yalnızca Japonya’nın para politikası açısından değil, küresel finans piyasaları açısından da yakından takip edildiğini gösterdi.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz