Aziz DAĞTEKİN Yazdı
Adana’da bazı meseleler vardır…
Herkes bilir.
Herkes konuşur.
Ama nedense kimse yüksek sesle konuşmaz.
Sofulu tam da böyle bir mesele.
Çöp orada.
Tesis orada.
Koku şikâyetleri orada.
İhale orada.
Verilmiş sözler orada.
Peki siyaset nerede?
İşte asıl soru bu!
Çünkü Sofulu artık sadece bir çöplük meselesi değildir.
Sofulu, Adana siyasetinin aynasıdır.
Ve o aynaya baktığınızda yalnızca çöpü değil, yıllardır biriken siyasi sessizliği de görüyorsunuz.
ÇÖPÜN KOKUSU HER YERE SİNİYOR!
Yıllar önce Sofulu’nun kaldırılması gündeme geldiğinde vatandaşın bir başka derdi vardı: Ekmek.
“Çöplük kalkarsa biz ne yapacağız?” diyen insanlar vardı.
O gün onları dinledik.
Çünkü çevre kadar insan da önemliydi.
Ama bugün şehir değişti.
Sarıçam değişti.
Konutlar çoğaldı.
Üniversite geldi.
Stadyum geldi.
Yeni yaşam alanları oluştu.
Fakat tesis yerinde kaldı.
Şehir büyüdü.
Çöplük de şehrin içine doğru büyüdü.
Resmi çevre raporlarına göre tesis yaklaşık 110 hektarlık alanda faaliyet gösteriyor ve günlük ortalama 2 bin ton evsel nitelikli atık alıyor.
Yani karşımızda küçücük bir çöp alanı yok.
Devasa bir ekonomik ve çevresel sistem var.
2010’DA VERİLEN SÖZLER BUGÜN NEREDE?
Şimdi takvimi biraz geriye saralım.
2010…
Sofulu için büyük hedefler açıklanıyor.
Günde 1.500 ton çöp işlenecek.
10 MW elektrik üretilecek.
Günde 300 ton kompost gübre üretilecek.
Metal, plastik, cam ve diğer geri dönüştürülebilir malzemeler ekonomiye kazandırılacak.
Ve vatandaşın en çok dikkatini çeken vaat: Kötü koku ortadan kalkacaktı!..
Güzel.
Peki bugün?
Elektrik üretimi kaç MW?
Kompost üretimi kaç ton?
Geri kazanılan plastik ne kadar?
Metal ne kadar?
Cam ne kadar?
Bunların ekonomik değeri ne?
Belediyenin bundan elde ettiği gelir ne?
Ve en önemlisi: Koku neden hala Adana’nın gündeminde?
İşte bu soruların cevabı gerekiyor.
SİYASETÇİLER DEĞİŞTİ, SOFULU DEĞİŞMEDİ!
Bir düşünün…
Belediye başkanları değişti.
Meclisler değişti.
Partiler değişti.
Siyasi söylemler değişti.
Ama Sofulu dosyası değişmedi.
O yüzden bu yazıda parti tabelası aramayın.
Çünkü burada mesele parti değil.
Mesele kamu yönetimi.
Çöpün partisi yok.
Kokunun partisi yok.
Vatandaşın burnunun aldığı kokunun siyasi görüşü yok.
Kim yönetiyorsa ona soracağız.
Dün yönetene de soracağız.
Bugün yönetene de soracağız.
Yarın yönetene de soracağız.
Çünkü: “Bizden önce vardı” cümlesi, kamu yönetiminde sonsuza kadar geçerli bir mazeret değildir.
İHALE ŞARTNAMESİNİ MASAYA KOYUN!
2019’da Aytaç Durak, Sofulu’daki koku tartışmasında ihale şartnamesinin tam uygulanması halinde koku sorununun yaşanmaması gerektiğini savunmuştu.
Aynı açıklamada çeşitli iddialar da gündeme gelmişti.
Bu iddialar elbette iddia olarak kalmalı ve belgelerle araştırılmalıdır.
Ama burada çok daha basit bir şey var:
İhale şartnamesi!
Açın.
Masaya koyun.
Tek tek bakın.
Ne taahhüt edilmiş?
Ne yapılmış?
Ne yapılmamış?
Denetim yapılmış mı?
Eksiklik tespit edilmiş mi?
Yaptırım uygulanmış mı?
Belgeyi ortaya koyun.
Çünkü belge varsa tartışma azalır.
Belge yoksa soru büyür.
ŞEHİR SOFULU’YA DAYANDI!
İşte işin en can alıcı tarafı burası.
Bir zamanlar şehrin uzağında olduğu düşünülen tesisin çevresinde bugün:
Üniversite var.
Stadyum var.
Konutlar var.
Öğrenciler var.
Aileler var.
Yeni yaşam alanları var.
Peki tesis?
O da var!
Şimdi soruyorum:Şehri mi çöplüğe uyduracağız, çöplüğü mü şehre?
Bu soru siyasi sloganla cevaplanamaz.
Bu sorunun cevabı; bilimsel raporla, çevresel ölçümle ve şehir planlamasıyla verilir.
30 YIL SONRA NE OLACAK?
Bir başka önemli konu daha var.
Tesisin 30 yıllık işletme süresine ilişkin geçmişte açıklamalar yapıldı.
2019’da Aytaç Durak da 30 yıllık sürenin ardından alanın taşınmasına ilişkin geçmişte öngörülen planı gündeme getirmişti.
Peki şimdi?
Şehir yönetmek biraz da geleceği bugünden düşünmektir.
BU DOSYADA PARTİ YOK!
Tekrar ediyorum.
Bu mesele AK Parti’nin de MHP’nin de CHP’nin de İYİ Partinin de meselesi olduğu kadar bu mesele Adana’nın meselesidir!
Kim yönetiyorsa sorumluluğu vardır.
Kim yönetmişse geçmişteki kararları açıklamak durumundadır.
Kim yönetecekse geleceğe ilişkin planını ortaya koymalıdır.
Çünkü vatandaşın artık siyasi polemikle işi yok.
Vatandaş şunu soruyor: “Ben bu kokuyu daha kaç yıl çekeceğim?”
ADANA’NIN BURNUNA TAKILAN KOKU, SİYASETİN DE TESTİDİR!
Sofulu’da yaşayan vatandaşın siyasi parti tabelasına bakarak nefes aldığını sanmıyorum.
Kokuyu alıyor mu?
Alıyor.
Şikayeti var mı?
Var.
O zaman mesele açık.
Siyasetçinin görevi: “Onlar da yapmadı.” demek değildir.
“Bizden önce vardı.” demek değildir.
“Bunu siyasi malzeme yapıyorlar.” demek hiç değildir.
Siyasetçinin görevi:
ÇÖPÜN İÇİNDE MİLYONLARLIK EKONOMİ VAR!
Bunu da kimse gözden kaçırmasın.
Burada sadece çöp yok.
Enerji var.
Geri dönüşüm var.
Bertaraf var.
İşletme var.
İhale var.
Kamu kaynağı var.
Ve bütün bunların merkezinde vatandaş var.
O halde vatandaşın şu soruyu sorması son derece meşrudur: Bu sistemin kazancı nereye gidiyor, kimler nemalanıyor?
Ne kadar enerji üretiliyor?
Ne kadar gelir elde ediliyor?
Ne kadar geri dönüşüm sağlanıyor?
Belediyenin payı ne?
İşletmenin geliri ne?
Bunların hepsi rakamla ortaya konabilir.
Konulmalıdır.
ARTIK “MERAK ETMEYİN” DEĞİL, “İŞTE BELGE” DENİLSİN!
Adana’nın artık yeni bir siyasi tartışmaya ihtiyacı yok.
Adana’nın açık bilgiye ihtiyacı var.
Bakanlık denetim sonuçlarını açıklamalı.
Büyükşehir Belediyesi ihale ve sözleşme yükümlülüklerini kamuoyuna anlatmalı.
Tesisin enerji üretim rakamları açıklanmalı.
Geri dönüşüm miktarları açıklanmalı.
Koku ölçümleri açıklanmalı.
Geleceğe ilişkin plan açıklanmalı.
Ve bütün bunlar tek bir cümleyle değil: Belge ile.
SOFULU’NUN KOKUSU SİYASETE SİNMEDEN!
Adana’da siyaset çok şey konuşuyor.
Kulis konuşuyor.
Aday konuşuyor.
İttifak konuşuyor.
Koltuğu konuşuyor.
Ama vatandaş başka bir şey konuşuyor: “Bu sorun ne zaman çözülecek?”
İşte siyasetin asıl sınavı burada.
Sofulu’nun kokusu yalnızca havaya karışmıyor.
Siyasetin üzerine de siniyor.
Çünkü yıllardır çözülmeyen her sorun, sonunda yönetenlerin hanesine yazılıyor.
Ben kimseyi suçlamıyorum.
Ama kimsenin de soruların arkasına saklanmasına izin verilmemeli.
İhale ortada.
Sözler ortada.
Tesis ortada.
Şehir ortada.
Vatandaş ortada.
Şimdi sıra cevaplarda.
Çünkü Adana’nın geleceği siyasi hesapların çöp kutusu değildir.
Ve artık şu soru yüksek sesle sorulmalıdır:
Adana’nın siyaseti Sofulu’da boğulmadan, Sofulu’nun geleceğini kim planlayacak?
Söz artık siyasetin değil, belgelerin ve Cumhuriyet Savcılarının olsun.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz