MHP’de ikbal avcılarına 7 Şubat uyarısı! Herkesin bir dosyası mı var?

Aziz Dağtekin Yazdı


Siyasetin en ilginç insanları, makamı hak ederek gelenler değil, makama giden her yolu kendilerine hak görenlerdir.

Hele konu Milliyetçi Hareket Partisi olunca…

Bir bakıyorsunuz dün teşkilat kapısında bekleyenler bugün belediye başkanlarına akıl veriyor. Dün ülkücü iradeden söz edenler, bugün kişisel ikballeri için kapı kapı dolaşıyor. Kimi il başkanlarının gözüne girmeye çalışıyor, kimi bazı genel merkez yöneticilerine yakınlık kurarak siyasi geleceğini garantiye almaya uğraşıyor.

Peki, bütün bu telaş neden?

Makam mı, hizmet mi, yoksa kişisel ikbal mi?

İşte asıl soru burada başlıyor.

Parti içinde bazı isimlerin siyasi kariyerlerini garantiye almak için farklı manevralara başvurduğu, yapay projelerle kendilerini pazarladığı, gerçek başarıdan çok görüntü üretmeye çalıştığı yönündeki iddialar kulislerde konuşuluyor.

Belediye başkanları, il başkanları, MYK üyeleri, ilçe başkanları…

Kimileri makamını hizmet için değil, bir sonraki makamın basamağı olarak mı görüyor?

Kimileri teşkilatın emeğiyle yükselmek yerine, teşkilatın içinden adam eksilterek mi yükselmeye çalışıyor?

Daha da düşündürücü olanı, kendi ikbalini büyütmek uğruna yıllarca partiye emek vermiş, sadakat göstermiş insanları küstüren ve dışlayan bir anlayışın MHP’ye ne kazandıracağı!

Siz partiye mi sadıksınız, yoksa partideki makamınıza mı?

Çünkü ikisi aynı şey değil!

SİYASİ HESAPLAR MI, TEŞKİLATIN HAFIZASI MI?

Parti kulislerinde son dönemde dikkat çeken iddialardan biri de bazı isimlerin siyasi faaliyetlerinin, ilişkilerinin ve teşkilat içindeki tutumlarının yakından takip edildiği yönünde.

Kulislerde konuşulanlara bakılırsa herkesin bir siyasi sicili var. Kimin hangi makam için hangi kapıyı çaldığı, kimlerin kişisel ikbali uğruna dava arkadaşlarını dışladığı, kimlerin yapay projelerle kendisini vazgeçilmez göstermeye çalıştığı da bu tartışmaların merkezinde.

Bazıları, genel merkezdeki belirli yöneticilere yakın durarak siyasi ağırlık kazandığını düşünüyor. Sanki bir isme yakın görünmek, liderin güvenini kazanmak için yeterliymiş gibi!

Oysa siyasette yakınlık başka, güven başka şeydir.

Devlet Bahçeli’nin görmediğini sandıkları şeyler gerçekten gözünden kaçıyor mu?

Kulislerde dile getirilen değerlendirmelere göre, Devlet Bahçeli’nin teşkilatlarda olup bitenlerden, kimlerin hangi hesapları yaptığından ve kimlerin hangi ilişkiler üzerinden kendisine siyasi alan açmaya çalıştığından habersiz olduğunu düşünmek büyük yanılgı olur.

Anadolu’nun güzel bir sözü vardır:

Fırat’ın kenarındaki kurttan da kuzudan da haberi vardır!

Mesele her şeyi hemen konuşmak, herkese anında müdahale etmek değildir. Bazen siyasette en güçlü hamle, zamanı beklemektir.

Peki, bütün bu siyasi manevralar karşılıksız mı kalacak?

Belediye başkanları, il başkanları, MYK üyeleri ve ilçe başkanları arasında kendi geleceğini garantiye almak için farklı hesaplar yapanlar, teşkilatın hafızasını hiç hesaba katmıyor mu?

Devlet Bahçeli‘nin yıllardır vurguladığı teşkilat disiplini, sadakat ve dava anlayışı düşünüldüğünde asıl sorgulanması gereken şu:

Partiye sadakat gösterenler mi ödüllendirilecek, yoksa partiyi kendi ikbali için kullananlar mı?

7 ŞUBAT 2027’DEN SONRA KİMLERİN KOLTUĞU SALLANACAK?

Şimdi gelelim kulislerin en merak uyandıran tarihine: 7 Şubat 2027!

Parti çevrelerinde bu tarihten sonraki süreçte kapsamlı bir değerlendirme ve yeniden yapılanmanın gündeme gelebileceğine ilişkin iddialar konuşuluyor.

Peki, böyle bir süreç yaşanırsa kimler kendisini güvende hissedecek?

Sadece il başkanları mı?

Yoksa belediye başkanları, MYK üyeleri, ilçe başkanları ve teşkilatlarda kendisine dokunulmazlık zırhı biçen isimler de bu değerlendirmenin içinde mi olacak?

Asıl mesele burada!

Çünkü siyasi kulislerde konuşulan iddialar doğruysa, mesele yalnızca görevini iyi yapıp yapmamakla sınırlı kalmayabilir. Kimin kiminle hareket ettiği, kimin hangi hesabı yaptığı, kimin partiye emek verdiği, kimin ise parti üzerinden kendisine kariyer inşa etmeye çalıştığı da tartışmanın konusu olabilir.

7 Şubat 2027 sonrasında başlayacağı öne sürülen süreç, bugüne kadar yapılan siyasi hesapların da bir muhasebesine dönüşebilir mi?

İşte merak edilen soru bu!

Şayet böyle bir değerlendirme yapılırsa, bugün başkalarını dışlayanların yarın kendilerinin dışarıda kalması da ihtimal dahilinde.

Hayatın ironisi işte!

Dün kapının dışında bıraktığınız kişi, yarın sizin kapının dışında kalmanıza sebep olan siyasi tablonun en önemli tanığı olabilir.

İKBAL İÇİN DAVA ARKADAŞINI HARCAYANLARA KÖTÜ HABER!

Bir de şu siyasi pazarlama meselesi var.

Kimi belediye başkanı yaptığı hizmetten çok reklamıyla gündemde kalmaya çalışıyor. Kimi il başkanı teşkilatın başarısını kendi hanesine yazıyor. Kimi genel merkez çevresine yakınlığını siyasi sermaye gibi kullanıyor. Kimi ilçe başkanı ise kendisini vazgeçilmez göstermek için etrafında küçük siyasi krallıklar kuruyor.

Bunların hepsi hakkında hüküm vermek elbette doğru değil. Ancak iddialar doğruysa MHP’nin kendi içinde sorması gereken ciddi sorular var.

Bir siyasi partide sadakat, yalnızca genel başkanın fotoğrafını paylaşmakla mı ölçülür?

Dava arkadaşını dışlayıp sonra sadakat nutukları atmak ne kadar inandırıcıdır?

Kendi siyasi geleceği için partiye yıllarını vermiş insanları harcayanlar, hangi davanın temsilcisi olduklarını sanıyor?

Unutulmasın!

Bir partide en büyük güç, en çok alkışlayanların değil, en zor zamanda yanında duranların varlığıdır.

Ve bazen en büyük siyasi dosya, bir insanın yıllar boyunca yaptıklarıdır.

HERKESİN BİR DOSYASI MI VAR?

Şimdiden kendisini vazgeçilmez ilan edenlere küçük bir hatırlatma…

Makamlar değişir. Koltuklar el değiştirir. Bugün telefonlarına cevap verenler yarın aramalarınızı görmezden gelebilir.

Siz yine de kendinizi dev aynasında görmeye devam edin.

Yalnız bir tavsiyemiz var:

7 Şubat 2027’den sonra aynaya biraz daha dikkatli bakın!

Çünkü bugün başkalarının siyasi geleceğini belirlediğini düşünenler, yarın kendi siyasi geleceklerini sorgulamak zorunda kalabilir.

Kim bilir, belki de o gün en çok konuşanlar değil, en çok susması gerekenler konuşulacak.

MHP’de mesele kimin kime yakın olduğu değil; kimin gerçekten davaya, teşkilata ve ülküdaşlarına sahip çıktığıdır.

İkbal için her kapıyı çalanlara, her kulağa fısıldayanlara ve kendi gölgesini dava sananlara duyurulur! Siyasette koltuk bulunur ama kaybedilen güven kolay bulunmaz!

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

1 Kasım’da Başlıyor! Çocukların Sosyal Medya Hesaplarına Sıkı Denetim

Türkiye’de sosyal medya kullanımında yeni dönem 1 Kasım’da başlıyor. 15 yaşını doldurmamış çocuklara hesap açılması …

Bir yanıt yazın