Aziz Dağtekin Yazdı
Bazı ailelerin mirası vardır; kimisi evlatlarına servet bırakır, kimisi makam, kimisi de yarım kalmış siyasi hesaplar…
Azerbaycan’da ise insanın aklına başka bir soru geliyor:
Baba Haydar Aliyev’in açtığı siyasi yolun devamını oğul İlham Aliyev mi getiriyor?
Bir zamanlar Ebulfez Elçibey, Azerbaycan’ı Moskova’nın gölgesinden çıkarmak, Ankara’yla kader ortaklığı kurmak ve Türk dünyasını tek bir siyasi ufukta buluşturmak istiyordu. Fakat o hayalin önüne tanklar, silahlı komutanlar, siyasi hesaplar ve uluslararası çıkar mücadeleleri çıktı.
Elçibey gitti. Haydar Aliyev geldi.
Aradan yıllar geçti. Baba gitti, koltuğa oğul oturdu.
Şimdi ise Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Ankara Zirvesi’ne katılmıyor. Azerbaycan’ı Dışişleri Bakanı temsil ediyor.
İnsan sormadan edemiyor:
Elçibey’in Türk dünyasına açmak istediği kapı, bugün neden Ankara’da bu kadar zor açılıyor?
Elçibey’in hayali, Haydar Aliyev’in iktidarı!
1993…
Azerbaycan henüz bağımsızlığının ilk yıllarında. Karabağ’da savaş, Bakü’de siyasi kriz, cephede yenilgiler ve içeride iktidar kavgası…
Elçibey, Rusya’nın bölgesel nüfuzundan uzaklaşmak istiyor; Türkiye’yi stratejik ortak olarak görüyordu.
Ancak devletin kurumları henüz oturmamış, ordu içindeki dengeler bozulmuş, siyasi yönetim zayıflamıştı.
Suret Hüseyinov‘un silahlı birlikleriyle başlayan kriz, Elçibey‘in iktidarını sarstı. Haydar Aliyev Bakü’ye geldi, parlamentonun başına geçti ve kısa süre sonra cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.
Haydar Aliyev‘in Sovyet döneminde KGB yöneticiliği yapmış olması, Moskova’yla ilişkilerinin sorgulanmasını kaçınılmaz kılıyordu.
Akademik tarih çalışmalarında 1993 darbesinin Rusya’nın desteğiyle gerçekleştiğine ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor. Ancak bu, bütün gelişmelerin tek bir merkezden yönetildiğini veya İsrail’in darbeyi organize ettiğini kanıtlamıyor.
Fakat şu gerçek değişmiyor: Elçibey’in iktidardan uzaklaşmasıyla Azerbaycan’ın dış politika çizgisinde önemli bir değişim yaşandı.
Bir dönem Moskova’ya mesafeli duran Bakü, Haydar Aliyev döneminde daha dengeli bir dış politika izlemeye başladı.
İşte tartışmanın başladığı yer burası!
Baba Haydar’ın geçmişi, oğul İlham’ın bugünü!
Haydar Aliyev‘in KGB geçmişi sır değil. İsrail’in Azerbaycan’ı 25 Aralık 1991’de tanıması, iki ülke arasında 7 Nisan 1992’de diplomatik ilişkilerin kurulması da tarihî kayıtlarda mevcut.
İsrail’in Bakü Büyükelçiliği 1993 yılında açıldı.
Ancak Haydar Aliyev‘in İsrail tarafından devlet başkanı yapıldığı iddiasını doğrulayan somut bir belge ortaya konulmuş değil.
Yine de Haydar Aliyev döneminden başlayarak gelişen İsrail-Azerbaycan ilişkileri, bugün İlham Aliyev döneminde stratejik bir ortaklığa dönüştü.
Silah anlaşmaları, enerji ilişkileri, güvenlik iş birlikleri…
İsrail, Azerbaycan’ın önemli silah tedarikçilerinden biri haline geldi. 2016-2020 döneminde Azerbaycan’ın silah ithalatında İsrail’in payının yüzde 69’a ulaştığına ilişkin SIPRI verileri de akademik çalışmalarda aktarılıyor.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının kendi kayıtları da iki ülke arasında stratejik diyalog ve kapsamlı iş birliği bulunduğunu doğruluyor.
Şimdi insan ister istemez şu ironiyi görüyor:
Elçibey, Türk dünyasının ortak geleceğini kurmaya çalışırken iktidarını kaybetti. Bugün ise onun hayalini taşıması beklenen yönetim, İsrail’le stratejik ortaklığını derinleştiriyor.
Baba döneminde başlayan diplomatik ilişki, oğul döneminde stratejik ortaklığa dönüşüyor.
Siyasi miras dediğin böyle bir şey olsa gerek!
Elbette devletlerin kendi çıkarları vardır. Fakat kardeşlik de yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlanacak bir diplomatik slogan değildir.
İlham Aliyev Ankara’da yok, Bakü’de kupa töreninde!
30 Ekim 2026…
Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi Ankara’da toplanıyor.
Türkiye, dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralıyor. Türk dünyasının ortak geleceği, ekonomik iş birliği, güvenlik, ulaştırma ve bölgesel dayanışma konuşuluyor.
Fakat Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ankara’da yok!
Bakü’nün açıklamasına göre önceden planlanmış programı ve FIFA 15 Yaş Altı Dünya Kupası’nın kapanış töreni var. Azerbaycan’ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor.
Reuters ve Associated Press de zirveye katılmama kararını Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki son gerilimler bağlamında haberleştirdi.
Şimdi düşünün…
Türk dünyasının liderleri Ankara’da ortak gelecek için bir araya gelirken Azerbaycan Cumhurbaşkanı Bakü’de bir futbol organizasyonunun ödül töreninde bulunuyor.
Futbol elbette önemlidir. Gençlerin başarısı elbette kutlanmalıdır.
Ama insan sormadan edemiyor:
Türk dünyasının zirvesiyle futbol kupasının kapanış töreni aynı güne denk geldiğinde, devlet başkanının önceliği ne olmalıydı?
Üstelik Türkiye Cumhurbaşkanı’nın şahsi davetine rağmen bu katılımın gerçekleşmemesi, siyasi yorumları daha da artırıyor.
Resmî gerekçe program yoğunluğu olabilir. Ancak diplomaside yalnızca söylenenlere değil, zamanlamaya ve verilen mesajlara da bakılır.
İsrail’le stratejik ortaklık, Türk dünyasıyla mesafeli kardeşlik mi?
Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerini geliştirmesi yeni değil. Bu ilişkiler özellikle savunma ve enerji alanlarında önemli boyutlara ulaştı.
Türkiye ise Gazze’deki savaş ve İsrail’in Filistin politikası konusunda çok daha sert bir tutum sergiliyor.
İşte iki ülkenin dış politika öncelikleri arasındaki farklılık burada belirginleşiyor.
Bakü, İsrail’le güvenlik ve savunma ilişkilerini sürdürüyor. Ankara ise Filistin meselesini dış politikasının önemli başlıklarından biri olarak görüyor.
Bunlar iki ayrı devletin egemenlik alanındaki tercihleridir.
Ancak Türk kamuoyunun sormaya hakkı var:
Azerbaycan’ın İsrail’le kurduğu stratejik ilişkinin sınırları nerede başlıyor, Türk dünyasıyla dayanışmanın öncelikleri nerede bitiyor?
İlham Aliyev’in Ankara zirvesine katılmaması da bu soruyu yeniden gündeme taşıdı.
Babasının döneminde başlayan İsrail ilişkileri, oğul döneminde daha da derinleşirken Türk dünyasının ortak zirvesinde cumhurbaşkanlığı düzeyinde temsilin gerçekleşmemesi, ister istemez bir siyasi tercih tartışmasına dönüşüyor.
Elçibey yaşasaydı ne sorardı?
Belki de bütün bu hikâyenin en çarpıcı sorusu budur.
Elçibey bugün yaşasaydı, Azerbaycan’ın İsrail’le geliştirdiği stratejik ilişkileri nasıl değerlendirirdi?
Ankara’daki zirvede İlham Aliyev‘in bulunmamasını nasıl yorumlardı?
Bir zamanlar Türkiye’yi Azerbaycan’ın en önemli stratejik dayanağı olarak gören Elçibey, bugün Türk dünyasının ortak geleceği hakkında ne söylerdi?
Bunların cevabını bilemeyiz.
Ama Elçibey’in siyasi mirasının merkezinde bağımsızlık, Türk dünyasıyla dayanışma ve Türkiye’yle yakınlaşma olduğu biliniyor.
İşte bu nedenle bugün Bakü’nün tercihleri yalnızca Azerbaycan’ın iç meselesi olarak görülemez. Çünkü Türk dünyasının ortak geleceği de bu tercihlerden etkileniyor.
Baba başlattı, oğul sürdürüyor; peki Türk dünyası nerede?
Haydar Aliyev döneminde İsrail’le kurulan diplomatik ilişkiler, İlham Aliyev döneminde stratejik ortaklığa dönüştü.
Baba döneminden oğul dönemine uzanan bu çizginin adı diplomatik devamlılıktır.
Fakat Elçibey‘in Türk dünyası hayaliyle bu çizginin nasıl yan yana durduğu hala tartışılmayı bekliyor.
İlham Aliyev‘in İsrail’le ilişkilerini sürdürmesi Azerbaycan’ın egemenlik hakkıdır. Ancak Türk dünyasının en önemli zirvelerinden birinde bulunmaması da siyasi sonuçları ve sembolik anlamı bakımından sorgulanabilir.
İnsan burada ister istemez acı bir ironiyle karşılaşıyor:
Baba döneminde İsrail’le diplomatik kapı açıldı, oğul döneminde stratejik ortaklık büyüdü. Peki, Elçibey’in açmak istediği Türk dünyası kapısında bugün neden bu kadar çok soru işareti var?
Kimse Azerbaycan’ın başka ülkelerle ilişki kurmasına karşı çıkmıyor. Fakat Türk dünyasının kardeşlik iddiası da yalnızca törenlerde çekilen aile fotoğraflarına bırakılamaz.
Çünkü kardeşlik, çıkarlar örtüştüğünde yan yana durmak değil; anlaşmazlıklar yaşandığında da ortak masayı terk etmemektir.
Elçibey’in hayali Türk dünyasının birliği idi. Bugün Bakü’nün hangi stratejik önceliği seçtiğini ise artık yalnızca sözleri değil, attığı adımlar da anlatıyor.
Ve tarihin önümüze bıraktığı son soru şu:
Haydar Aliyev’in siyasi mirası mı devam ediyor, yoksa Elçibey’in yarım kalan Türk dünyası hayali mi yeniden erteleniyor?
Bu sorunun cevabı, Bakü’nün bundan sonraki tercihlerinde saklı.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz