Adana’da Dün Bir Şey Değişti, Hakan Yıldırım Sahneye Çıktı!

Aziz Dağtekin İle Pazar Sohbeti


Siyasette bazen bir konuşma yapılır, alkışlanır ve unutulur.

Bazen de bir konuşma vardır…

Salonun havasını değiştirir.

Dün Adana’da tam olarak böyle bir tablo vardı.

MHP Adana 15. Olağan İl Kongresi’nde kürsüye çıkan İl Başkanı Hakan Yıldırım, belki de göreve geldiği günden bu yana kendisi hakkında söylenenlerin tamamına, tek bir kürsü konuşmasıyla cevap verdi.

Hem de öyle uzun uzun savunma yaparak değil…

Başkalarını hedef göstererek hiç değil…

Kendisini anlatarak.

Ve en önemlisi, siyasette kim olduğunu göstererek.

DÜN KÜRSÜDE SADECE BİR İL BAŞKANI YOKTU 

Kongrede elbette önemli isimler vardı.

Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir konuştu.

Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy konuştu.

Sarıçam Belediye Başkanı Bilal Uludağ konuştu.

MYK Üyesi Mustafa İzgioğlu konuştu.

Yılmaz Tankut vardı.

Fakat salonun hafızasında en çok kalan konuşmalardan biri Hakan Yıldırım’ınki oldu.

İşte siyasetin ilginç tarafı da burada başlıyor.

Çünkü bazen makam konuşmaz.

İnsan konuşur.

Dün Hakan Yıldırım’ın yaptığı tam olarak buydu.

Sessizliğiyle, kibarlığıyla, ölçülü tavrıyla ve bugüne kadar fazla öne çıkmayan karakteriyle tanınan bir isimdi.

Hatta göreve geldiği ilk günlerde onun hakkında türlü yorumlar yapıldı.

“Yapamaz…”

“Bu görevin ağırlığını taşıyamaz…”

“Liyakat tartışması var…”

“Filancanın yönlendirmesiyle geldi…”

“Şunun desteğiyle göreve getirildi…”

Siyasetin değişmez dedikoduları bunlar.

Fakat Hakan Yıldırım dün kürsüye çıktı ve bütün bu tartışmalara verilebilecek en güzel cevabı verdi: Konuştu.

ASIL MESELE ŞU HAKAN YILDIRIM’IN İÇİNDE NE VARMIŞ?

Dün salonda bunu gördük.

İnsanın sessiz olması, güçsüz olduğu anlamına gelmiyormuş.

Kibar olması, mücadele etmeyeceği anlamına gelmiyormuş.

İçe dönük görünmesi, kürsüye çıktığında salonu konuşmasıyla dolduramayacağı anlamına gelmiyormuş.

Tam tersine…

Hakan Yıldırım’ın dün ortaya koyduğu tablo, sessizliğin arkasında ciddi bir siyasi birikim ve güçlü bir karakter bulunduğunu gösterdi.

Belki de bugüne kadar en büyük hatası, kendisini yeterince anlatmamaktı.

Dün anlattı.

Hem de fazlasıyla.

“ÇAKMA ÜLKÜCÜLERE VE RANT HESAPLARINA GEÖİT YOK” MESAJI 

Konuşmasının en dikkat çekici taraflarından biri de buydu.

Yıldırım, ülkücü hareketin değerlerini makam, menfaat ve kişisel hesapların önüne koyan bir çizgi ortaya koydu.

“Çakma ülkücülük” tartışmalarına ve rant beklentilerine kapıyı kapatan mesajı, salonda karşılık buldu.

Çünkü ülkücü camianın en hassas noktalarından biri tam da burasıdır:

Dava mı, makam mı?

Ülkü mü, menfaat mi?

Teşkilat mı, kişisel hesap mı?

Hakan Yıldırım dün verdiği mesajlarla tercihini açıkça ortaya koydu.

Şimdi mesele çok basit:

Söylediklerini bundan sonra ne kadar hayata geçirecek?

Çünkü kürsüde söylenen söz, icraatla buluştuğu gün siyasi ağırlığa dönüşür.

VE ASIL BOMBA BURADA…

Dün Hakan Yıldırım’ın konuşmasını izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Acaba Adana MHP’de yeni bir dönem mi başlıyor?

Çünkü Yıldırım’ın bugüne kadar kamuoyuna yansıyan görüntüsü ile dün kürsüde ortaya koyduğu profil arasında ciddi bir fark vardı.

Ve bu fark bana şunu düşündürdü:

Belki de Hakan Yıldırım bugüne kadar kapasitesinin sadece küçük bir bölümünü gösterdi.

Dahası…

Adana’da yıllardır siyasetin içerisinde olan bazı isimlerin gölgesinde kaldığı düşünülen Yıldırım, dün ilk kez kendi gölgesini oluşturdu.

Bu önemli.

Çünkü siyasette bir makamı size başkaları kazandırabilir.

Ama o makamın ağırlığını sizin taşımanız gerekir.

Dünkü konuşması, Hakan Yıldırım’ın artık “birilerinin getirdiği il başkanı” şeklindeki kulis yorumlarını kendi açısından ciddi biçimde boşa çıkardığını düşündürüyor.

Çünkü kürsüye çıktığında yanında ne İzgioğlu vardı, ne Tankut, ne de Uludağ.

Kürsüde tek başınaydı.

Ve konuşmanın sonunda salonun aklında kalan isim Hakan Yıldırım oldu.

ŞİMDİ ADANA SİYASETİNİN DENGELERİ DEĞİŞİR Mİ?

İşte burası daha da ilginç.

Çünkü Hakan Yıldırım dün yalnızca teşkilata seslenmedi.

Aslında kendisinin bundan sonraki siyasi yolculuğunu da tanıttı.

Eğer dün söylediklerini uygulamaya koyar…

Teşkilatta adaleti korur…

Liyakat konusunda taviz vermez…

Kişisel hesaplara mesafe koyar…

Rant ve makam ilişkilerinden uzak durur…

Ve en önemlisi, kimden geldiğine değil nereye gittiğine bakarsa…

Adana’da bambaşka bir Hakan Yıldırım konuşulmaya başlanabilir.

O zaman bugün “kim destekledi?” diye soranlar, yarın başka bir soru sormak zorunda kalabilir:

“Hakan Yıldırım kimi destekliyor?”

İşte siyasi ağırlık tam da burada başlar.

EMMİ’NİN GÖLGESİNDEN ÇIKIP KENDİ HİKAYESİNİ YAZABİLİR Mİ?

Bir başka dikkat çekici mesele de burada.

Hakan Yıldırım’ın babası, Adana ve ülkücü camiada “Emmi” namıyla bilinen Recai Yıldırım.

Dolayısıyla Hakan Yıldırım’ın üzerinde ister istemez bir soyadı ağırlığı var.

Ama siyaset soyadıyla başlar, kendi karakterinle devam eder.

Ben dün şunu gördüm:

Hakan Yıldırım artık sadece Recai Yıldırım’ın oğlu olarak anılmak istemeyen bir siyasi profil ortaya koyuyor.

Hatta doğru adımları atarsa…

Bir gün insanlar Recai Yıldırım’ın oğlunu değil, “Hakan Yıldırım’ı” konuşabilir.

Ve açık söyleyeyim:

Önümüzdeki süreçte Hakan Yıldırım’ın milletvekilliği gibi daha büyük bir siyasi hedefin içinde görülmesi bana artık hiç şaşırtıcı gelmez.

Çünkü dün ilk kez, parlamentoya yakışabilecek bir siyasi kapasitenin işaretlerini dışarıya verdi.

Elbette bunun için daha çok yol var.

Daha çok çalışması, teşkilatla bütünleşmesi ve söylemlerini icraatla desteklemesi gerekiyor.

Ama siyaset biraz da böyle başlar.

Önce insan kendisini gösterir.

Sonra toplum karar verir.

İZGİOĞLU, TANKUT, ULUDAĞ…

Şimdi gelelim asıl merak edilen noktaya.

Dün Hakan Yıldırım’ın performansı, Adana MHP’de bazı dengeleri ister istemez yeniden tartışmaya açacaktır.

Çünkü bugüne kadar kulislerde Yıldırım’ın göreve gelişinde farklı isimlerin etkisinden söz edildi.

Kimileri İzgioğlu dedi.

Kimileri Yılmaz Tankut dedi.

Kimileri Bilal Uludağ dedi.

Bunların her biri siyasi kulisin konusu.

Ama dün ortaya çıkan tablo başka bir şey söylüyor:

Bir insanın siyasi geleceğini belirleyen yalnızca onu göreve getirenler değildir.

Kendisine verilen makamı nasıl kullandığıdır.

Hakan Yıldırım dün kendi siyasi kimliğinin ilk ciddi fotoğrafını çekti.

Ve o fotoğrafta başkalarının gölgesinden çok, kendi silueti vardı.

Bu yüzden dünün ardından Adana siyasetinde yeni bir tartışma başlayabilir:

Hakan Yıldırım birilerinin devamı mı olacak, yoksa kendi siyasi çizgisini mi oluşturacak?

Ben ikinci ihtimali daha güçlü görüyorum.

Çünkü dün kürsüde gördüğümüz Hakan Yıldırım, bundan önce anlatılan Hakan Yıldırım değildi.

Uzun lafın kısası siyasette bazı insanlar çok konuşur ama iz bırakmaz.

Bazıları ise uzun süre susar…

Sonra bir gün çıkar ve konuştuğunda herkes dönüp bakar.

Hakan Yıldırım dün tam olarak bunu yaptı.

Şimdi önünde büyük bir fırsat var.

Dünkü sözlerini unutmaz, teşkilatın tamamını kucaklar, liyakati gerçekten merkeze koyar, kişisel hesaplardan uzak durur ve kürsüde verdiği mesajları sahada hayata geçirirse…

Adana’da sadece bir il başkanı değil, yeni bir siyasi aktör doğabilir.

Ve belki de yıllar sonra dönüp bugünlere baktığımızda şunu söyleyeceğiz, “Hakan Yıldırım’ın yükselişi o gün, Adana’daki o kürsüde başladı.”

Pazar sohbetinin benden notu budur: Dün salonda Hakan Yıldırım konuştu.
Bugün Adana onu konuşuyor.

Gerisini zaman gösterecek.

Ama dün bir şey kesinlikle değişti:

Hakan Yıldırım artık sadece izleyen değil, sahneye çıkan isimdir.

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

İzmir’de Ölen Doktor Özlem Gültekin’in Ölüm Nedeni Açıklandı

İzmir’deki kliniğinde fenalaştıktan sonra hayatını kaybeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özlem Gültekin’in …

Bir yanıt yazın