Adana ve Osmaniye’de art arda depremler! Üşümezsoy’dan ezber bozan açıklama

Adana’nın Saimbeyli ilçesinde kısa aralıklarla meydana gelen 4.8 ve 4.9 büyüklüğündeki iki deprem, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. İlk sarsıntının ardından bu kez Osmaniye’den 5.2 büyüklüğünde deprem haberi geldi.

Peş peşe yaşanan sarsıntılar vatandaşlarda endişeye neden olurken, deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy canlı yayında bölgedeki hareketliliğe ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Üşümezsoy, Saimbeyli ve çevresindeki fay yapılanmasının tek ve uzun bir fay üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, bölgede çok sayıda orta büyüklükte deprem yaşanabileceğini ancak bunun otomatik olarak büyük bir deprem olacağı anlamına gelmediğini ifade etti.

SAİMBEYLİ’DE 17 DAKİKA ARAYLA İKİ DEPREM

Adana’nın Saimbeyli ilçesi bugün peş peşe meydana gelen iki depremle sarsıldı.

İlk deprem saat 14.19’da meydana geldi. AFAD verilerine göre depremin büyüklüğü 4.8, derinliği ise yaklaşık 8 kilometre olarak kaydedildi.

İlk sarsıntının ardından bölgede hareketlilik devam etti. Saat 14.36’da Saimbeyli merkezli ikinci bir deprem daha meydana geldi.

Bu kez depremin büyüklüğü 4.9 olarak açıklandı. İkinci sarsıntının derinliği ise yaklaşık 8.7 kilometre oldu.

İki deprem arasındaki sürenin yalnızca 17 dakika olması dikkat çekti.

ADANA’NIN ARDINDAN OSMANİYE SALLANDI

Saimbeyli’deki ikinci depremin ardından bu kez Osmaniye’den sarsıntı haberi geldi.

Saat 14.43’te, Adana’daki ikinci depremden yaklaşık 7 dakika sonra Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde 5.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Depremin derinliği yaklaşık 7 kilometre olarak açıklandı.

Kısa zaman dilimi içerisinde Adana ve Osmaniye’de meydana gelen sarsıntılar, bölgedeki deprem hareketliliğine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

ÜŞÜMEZSOY’DAN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

Yaşanan depremleri canlı yayında değerlendiren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgedeki fayların yapısına ilişkin farklı bir değerlendirme yaptı.

Üşümezsoy’a göre Adana’nın kuzeyindeki yapı, tek parça ve uzun bir fay sisteminden ziyade çok sayıda fayın birbirini kestiği karmaşık bir jeolojik yapı gösteriyor.

Bu nedenle bölgede sık sık deprem meydana gelmesinin mümkün olduğunu belirten Üşümezsoy, bu sarsıntıların doğrudan büyük bir deprem habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

“BÖLGEDE ÇOK SAYIDA DEPREM OLABİLİR”

Üşümezsoy, özellikle Saimbeyli, Kozan ve Pınarbaşı çevresindeki geçmiş sismik hareketliliğe dikkat çekti.

Bölgenin jeolojik yapısının bir kubbeyi andırdığını belirten Üşümezsoy, bu yapının çevresinde farklı yönlerde uzanan fayların bulunduğunu ifade etti.

Üşümezsoy’un değerlendirmesine göre bu fayların birbirini kesen ve parçalı bir yapı oluşturması, tek bir uzun fay boyunca büyük bir kırılma yaşanması ihtimalini farklılaştırıyor.

Bu nedenle bölgede çok sayıda deprem yaşanabileceğini, ancak bunun büyük ölçekli bir deprem üretme potansiyelinin aynı oranda yüksek olduğu anlamına gelmediğini söyledi.

“TEK PARÇA UZUN BİR FAY YOK” İDDİASI

Deprem uzmanı, bölgede uzun ve kesintisiz bir fay bulunduğu varsayımı üzerinden yapılan değerlendirmelere de karşı çıktı.

Özellikle Savrun Fayı üzerinden yapılan büyük deprem senaryolarının yeniden ele alınması gerektiğini savunan Üşümezsoy, Adana’nın kuzeyindeki fayların birbirinden bağımsız ve parçalı yapısının dikkate alınması gerektiğini dile getirdi.

Üşümezsoy, bölgenin tek yönde uzanan bir faydan ziyade birbirini kesen çok sayıda faydan oluştuğunu belirterek, deprem riskinin değerlendirilmesinde yalnızca harita üzerindeki fay uzunluklarına bakılmasının yeterli olmayacağını söyledi.

DEPREM RİSKİ İÇİN “FAYIN GEOMETRİSİ” VURGUSU

Üşümezsoy’un açıklamalarında en çok dikkat çeken noktalardan biri ise fayların geometrik yapısı oldu.

Bir fayın uzunluğunun, meydana gelebilecek depremin büyüklüğü açısından önemli olduğunu belirten Üşümezsoy, ancak yalnızca fayın harita üzerindeki uzunluğuna bakılarak kesin bir deprem senaryosu oluşturulamayacağını savundu.

Fayların arazi üzerindeki gerçek yapısının, birbirleriyle kesişme noktalarının ve kırılma biçimlerinin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu kapsamda Sındırgı örneğini veren Üşümezsoy, arazide fayların parçalara ayrıldığının görülmesi halinde tek seferde büyük bir kırılma yerine daha küçük depremlerle enerjinin açığa çıkabileceğini söyledi.

“BÜYÜK DEPREM GELMEYECEK” SÖZÜNÜ YİNELEDİ

Üşümezsoy, Adana’nın kuzeyindeki bölgeyle ilgili daha önce yaptığı değerlendirmelere de atıfta bulundu.

Bölgede çok sayıda deprem meydana gelebileceğini ancak bunun büyük bir deprem yaşanacağı anlamına gelmediğini daha önce de dile getirdiğini belirten Üşümezsoy, son sarsıntıların da bu görüşünü desteklediğini savundu.

Üşümezsoy’un değerlendirmesinin özeti ise şu oldu:

Saimbeyli ve Adana’nın kuzeyinde deprem hareketliliği devam edebilir; ancak bölgenin parçalı fay yapısı nedeniyle bunun doğrudan büyük bir depremle sonuçlanacağı görüşüne katılmıyor.

İSTANBUL DEPREMİ TARTIŞMASINA DA DEĞİNDİ

Şener Üşümezsoy açıklamalarının bir bölümünde İstanbul’daki deprem tartışmalarına da değindi.

Marmara’daki fayların değerlendirilmesinde de fayların arazi üzerindeki gerçek geometrisinin dikkate alınması gerektiğini savunan Üşümezsoy, yalnızca harita üzerinden yapılan fay uzunluğu hesaplamalarının yeterli olmadığını öne sürdü.

Özellikle Silivri, Yeşilköy ve Küçükçekmece hattındaki fayların tek parça olarak değerlendirilmesine itiraz eden Üşümezsoy, fayların parçalı yapısının deprem senaryolarında belirleyici olduğunu söyledi.

ADANA’DAKİ DEPREMLER NE ANLAMA GELİYOR?

Saimbeyli’de art arda meydana gelen 4.8 ve 4.9 büyüklüğündeki depremler, hemen ardından Osmaniye’de yaşanan 5.2 büyüklüğündeki sarsıntı, bölgedeki deprem hareketliliğini yeniden gündeme taşıdı.

Şener Üşümezsoy ise bu hareketliliği, tek bir büyük fayın kırılmasına dayalı bir senaryodan ziyade, çok sayıda fayın bulunduğu karmaşık bir jeolojik yapı üzerinden değerlendirdi.

Ancak deprem konusunda kesin öngörülerin mümkün olmadığı ve herhangi bir uzmanın açıklamasının deprem olacak ya da olmayacak şeklinde kesin bir garanti olarak değerlendirilmemesi gerektiği de önem taşıyor.

Bölgedeki sismik hareketlilik sürerken, gözler yeni sarsıntılara ve resmi kurumlardan yapılacak açıklamalara çevrildi.

Hakkında Editör

Taraf olmayan, habercilik yapan Ekonet Haber, bağımsız özgür, tarafsız habercilik ilkesini benimsemiş olup, hakkın ve haklının yanında yer almayı ilke edinmiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

Türkiye’de yapay zekâ kullanımı patladı: Oran bir yılda yüzde 37,6’ya çıktı

Türkiye’de üretken yapay zeka kullanımında son bir yılda önemli artış yaşandı. Üretken yapay zeka kullandığını …

Bir yanıt yazın