Editör’den
Bazen bir haber okursunuz…
Rakamlar konuşur.
13 milyar liralık işlem hacmi…
28 şirket…
42 çağrı merkezi…
286 adres…
175 şüpheli…
1,5 milyar liralık mal varlığı…
Ve insanın aklına ister istemez tek bir soru gelir:
Devlet uyuyor mu?
Elbette devlet bugün harekete geçti.
İstanbul ve Muğla’da düzenlenen operasyonlarda 175 şüpheli yakalandı. Soruşturma kapsamında ciddi miktarda mal varlığına el konuldu, banka ve kripto hesaplarına bloke konuldu. Adalet Bakanlığı da soruşturmanın suç gelirlerinin izinin sürülerek yürütüldüğünü açıkladı.
Bunlar önemli.
Ama yetmez.
Çünkü vatandaşın sorduğu soru şudur:
Bu değirmen ne zamandır dönüyor?
Milyarlarca liralık para hareketi olurken…
Şirketler kurulurken…
Çağrı merkezleri açılırken…
İnsanlar işe alınırken…
Yurt dışına para transferleri yapılırken…
Bu sistem nasıl olup da bu kadar büyüyebildi?
BERBERİ GÖREN MALİYE, MİLYARLARI GÖRMÜYOR MU?
Bugün sıradan vatandaşın hayatına bakın.
Berberin hesabı incelenir.
Bakkalın cirosu hesaplanır.
Çaycının kazancı sorulur.
Simitçinin defteri tutulur.
Servisçinin kazancı mercek altına alınır.
Esnafın üç kuruşluk hesabı için bile vatandaş açıklama yapmak zorunda kalabilir.
Peki…
Milyarlarca liralık para hareketleri nasıl oluyor da yıllarca büyüyebiliyor?
İşte vatandaşın vicdanındaki düğüm tam burada.
Garibanın kazandığı üç kuruşun hesabını soran sistem, servetine servet katanların para trafiğini neden daha erken göremiyor?
Bu soruyu sormak devlete düşmanlık değildir.
Tam tersine…
Devletin daha güçlü olmasını istemektir.
FAKİRİN ALIN TERİ, BİR BAŞKASININ KASASI OLMASIN!
Bu ülkede sabahın köründe dükkânını açan insan var.
Gün boyu çalışan…
Akşam eve yorgun dönen…
Çocuğunun okul masrafını düşünen…
Kirasını, faturasını, mutfağını denkleştirmeye çalışan milyonlar var.
Bir tarafta ay sonunu getirmek için hesap yapan insanlar…
Diğer tarafta servetine servet kattığı görülen yapılar…
İşte vatandaşın itirazı buna.
Adalet terazisi herkes için aynı çalışsın.
Yat, kat, uçak sahibi olanla…
Pazardan akşam saatinde ucuz sebze arayan aynı kefeye konmasın.
Ama zengin olduğu için kimse suçlu ilan edilmesin.
Aynı şekilde fakir olduğu için de kimse sahipsiz bırakılmasın.
Hukuk servete değil, suça bakmalıdır.
PEKİ BU FONLARDA KİMLER NEMALANIYOR?
Şimdi asıl soruya gelelim.
Bu soruşturma bize yalnızca şüphelileri değil, para trafiğinin tamamını araştırmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Kim kurdu?
Kim finanse etti?
Kim aracılık etti?
Kim para transferlerini gerçekleştirdi?
Kimler kazandı?
Para hangi hesaplara gitti?
Hangi şirketler üzerinden dolaştı?
Yurt dışına çıkan para varsa kimlerin kontrolündeydi?
Kimler bu sistemin dışında görünürken sistemden faydalandı?
İşte devletin asıl bakması gereken yer burasıdır.
Çünkü bir suç örgütünün yalnızca görünen yüzünü yakalamak yetmez.
Paranın sahibine, aracısına, bağlantısına ve nihai adresine kadar gidilmelidir.
FETÖ ARTIKLARI VARSA, KİM KORUYOR?
Bir başka ağır soru da burada duruyor.
Türkiye yıllarca FETÖ yapılanmasının devlete sızmasının bedelini ödedi.
Bugün herhangi bir yapının FETÖ ile bağlantısı olduğuna dair somut delil varsa, bunun ortaya çıkarılması ve hukuk önünde hesap sorulması gerekir.
Ama burada da ölçü bellidir:
İsimle değil delille.
İddia ile değil belgeyle.
Söylentiyle değil soruşturmayla.
Kim gerçekten bu yapının artığıysa…
Kim finansal bağlantı kurmuşsa…
Kim suçtan gelir elde etmişse…
Kim yardımcı olmuşsa…
Kim saklamışsa…
Devlet onun yakasına hukuk içinde yapışmalıdır.
Ama hiç kimse sadece bir iddia nedeniyle suçlu ilan edilmemelidir.
KURİŞ MESELESİ DE AYDINLATILMALI
Kamuoyunda dile getirilen ve “Kuriş’in yurt dışına kaçırdığı paralar” şeklinde ifade edilen iddialar da varsa, bunların da havada bırakılmaması gerekir.
Varsa para transferi…
Varsa belge…
Varsa hesap…
Varsa bağlantı…
Devlet ortaya çıkarsın.
Yoksa da kamuoyu bilsin.
Çünkü devletin gücü, sadece operasyon yapmakla değil;
gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymakla ölçülür.
SAYIN ADALET BAKANI…
Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek…
Bugün siz “vatandaşın alın terini, emeğini ve birikimini istismar edenlerden hukuk önünde hesap sorulacağını” söylüyorsunuz.
İşte vatandaş tam da bunu bekliyor.
Sadece görünenleri değil…
Görünmeyenleri de bulun.
Sadece parayı alanı değil…
Paranın nereye gittiğini de ortaya çıkarın.
Sadece şirketi değil…
Şirketin arkasındaki bağlantıyı da araştırın.
Sadece 175 şüpheliyi değil…
Varsa bu düzenekten nemalanan herkesi hukukun önüne çıkarın.
Ve eğer bu işin içinde devletin kurumlarından kaçmayı başaran başka yapılar varsa, onların da üzerine gidin.
Çünkü vatandaşın devlete güveni, operasyon sayısıyla değil…
adaletin herkese aynı uygulanmasıyla güçlenir.
Bugün garibanın sorduğu soru çok basit:
“Benim üç kuruşumun hesabı sorulurken, milyarların hesabı neden daha önce sorulmadı?”
Bu sorunun cevabını millet bekliyor.
Ve biz de bekliyoruz.
Çünkü mesele yalnızca Forex değildir.
Mesele yalnızca 13 milyar lira değildir.
Mesele…
Bu ülkenin alın terinin, emeğinin ve geleceğinin kimlerin elinde oyuncak edildiğidir.
Devlet güçlüdür.
Devletin eli uzundur.
O halde vatandaşın beklentisi de nettir:
Kim suç işlediyse yakalayın.
Kim nemalandıysa araştırın.
Kim para kaçırdıysa ortaya çıkarın.
Kim bağlantılıysa delilleriyle ortaya koyun.
Ama bunu yaparken bir tek ölçüden şaşmayın:
Ne zengine ayrıcalık, ne fakire zulüm…
Herkese hukuk.
Çünkü bu millet artık sadece operasyon haberi değil,
adaletin sonuna kadar gittiğini görmek istiyor.
Ekonet Haber Taraftar Değil Haberciyiz