Ateş Düştüğü Yeri Yakar Derler… Hayır, Bazı Ateşler Bütün Yürekleri Yakar!

Aziz Dağtekin Yazdı


Bazı haberler vardır, insan okur ve geçemez…

Bir cümle gözlerine takılır, boğazına bir düğüm oturur. Sonra anlarsın ki o haber artık sadece haber değildir. Kendi yaranı yeniden kanatmıştır.

Dün akşam MHP Genel Başkanı Türkmen beyimiz Devlet Bahçeli’nin kız kardeşi Serpil Bahçeli’nin vefat haberini aldığımda tam da böyle oldu.

İçimden bir şey koptu.

Bir an siyaseti, makamları, kürsüleri, tartışmaları unuttum. Gözümün önüne yalnızca bir ağabeyin kız kardeşini kaybetmesi geldi.

Ve dudaklarımdan şu cümle döküldü:

“Başınız sağ olsun Türkmen Beyim…”

Ama insan bazen başsağlığı dilerken kendi acısına da ağlar.

Çünkü ben de biliyorum kardeş kaybetmenin ne demek olduğunu.

Daha bir yıl önce, gencecik kız kardeşim Nazire’yi o amansız hastalığın pençesinden kurtaramadım. Gün gün eriyişini, çektiği acıları, hayata tutunmak için verdiği mücadeleyi izledim.

Bir ağabey için bundan daha ağır bir çaresizlik var mıdır?

İnsan kardeşini kaybedince yalnızca bir insanı kaybetmiyor. Çocukluğunun bir parçasını, evinin sesini, geçmişinin şahidini, kendisini kendisine hatırlatan bir yüzü de kaybediyor.

Bir bakıyorsun, yıllar önceki çocukluğun da onunla birlikte toprağa girmiş.

Sonra geriye hatıralar kalıyor…

Bir fotoğraf, bir ses, yarım kalmış bir hayal ve insanın geceleri gözlerini kapattığında karşısına çıkan tarifsiz bir özlem.

Benim Nazire’m, vefatından sonra iki gece üst üste rüyama geldi.

Beyaz gelinliğinin içindeydi.

Duvağı uçuşuyordu. Yüzünde öyle güzel bir tebessüm vardı ki…

Sanki bana, “Ağabey, üzülme. Ben iyiyim” diyordu.

Ama gelinlik giyemeden bu dünyadan göçen bir kız kardeşin beyaz gelinlikle rüyana girmesi nasıl anlatılır?

Hangi kelime o acıyı taşır?

Hangi cümle bir ağabeyin yüreğindeki o boşluğu doldurabilir?

İşte bu yüzden Serpil Bahçeli’nin vefat haberini okurken yalnızca Türkmen beyimiz Devlet Bahçeli’nin acısını düşünmedim. Kendi Nazire’mi düşündüm. Kardeşini kaybetmiş bütün insanların sessiz çığlığını duydum.

Şimdi bir de Türkmen Beyi’nin penceresinden bakın…

Yılların yorgunluğu, siyasetin ağır yükü, bitmeyen mücadeleler, kalabalık salonlar, kürsüler, alkışlar…

Ama bütün bunların ötesinde bir ev var.

İnsanın makamını kapının dışında bıraktığı, unvanını bir kenara koyduğu, sadece kendisi olduğu bir ev…

Belki bir bardak çayda, belki bir kardeş sohbetinde, belki de hiçbir şey konuşmadan aynı odada oturabilmekte saklıydı o evin huzuru.

Şimdi o evde bir sandalye eksik.

Bir ses eksik.

Bir alışkanlık eksik.

Ve en acısı, artık hiçbir telefon o sesi geri getiremeyecek.

İnsan ne kadar güçlü görünürse görünsün, kardeşinin tabutu başında yine bir çocuktur aslında.

Siyasetin en sert adamı da olsanız, hayatın en çetin mücadelelerinden geçmiş de olsanız, kardeş acısı karşısında bütün unvanlar susar.

Çünkü ölüm, insanın makamına bakmaz. Kardeşlik ise makamla ölçülmez.

Ateş düştüğü yeri yakar derler ya… Ben artık buna inanmıyorum.

Bazı ateşler bir eve düşer ama dumanı bütün yüreklere yayılır.

Bir annenin evlat acısı, bir evladın anne özlemi, bir ağabeyin kardeş hasreti…

Bunlar birbirini tanımaz belki ama aynı dilde ağlar.

Bugün Türkmen beyimiz Devlet Bahçeli’ye başsağlığı dilerken aslında kendi acımla da konuşuyorum.

Türkmen Beyim…

Bir kardeşin ardından söylenecek sözün ne kadar az, taşınacak yükün ne kadar ağır olduğunu biliyorum.

Allah size sabır versin.

Ben de kendi Nazire’min ardından hala aynı duayı ediyorum.

Rabbim, beyaz gelinliğiyle rüyalarıma gelen Nazire’me rahmet eylesin. Serpil Bahçeli Hanımefendi’ye rahmetiyle muamele buyursun.

Kardeşlerimizi toprağa veriyoruz ama sevgilerini kalbimizden çıkaramıyoruz.

Belki de insanın ömrü boyunca taşıdığı en ağır emanet budur: Giden kardeşinin hatırasıyla yaşamaya devam etmek…

Makamları ali, mekanları cennet olsun.

Rabbim, bütün kardeş acısı yaşayanlara sabır versin.

Çünkü bazı insanlar ölür, ama yoklukları bir ömür yaşar…

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

1 Kasım’da Başlıyor! Çocukların Sosyal Medya Hesaplarına Sıkı Denetim

Türkiye’de sosyal medya kullanımında yeni dönem 1 Kasım’da başlıyor. 15 yaşını doldurmamış çocuklara hesap açılması …

Bir yanıt yazın